12 Şubat 2016 Cuma

Gri Uzun Kaban, Bordo Superstar

Eve bir boy aynası lazım aslında ama hol buna uygun değil. Devamlı fotoğraf çekecek biri yanımda olmadığından "anlık" tag'inde aynayı bulduğum an kendimi çekebildiğim kareleri paylaşıyorum:)
Zara'nın yeni sezon keçe kabanı dışarıda sıcak tutacak kadar kalın olmasa da boyundan dolayı severek aldım. Gri'yi bir çok renkle risksiz şekilde kombinliyor olmak bu rengi bana daha çok sevdiriyor.

Kaban:
Zara - Çanta: Stradivarius - Ayakkabı: Adidas Superstar

1 Şubat 2016 Pazartesi

Rüzgo Giydi: Yeşil Bordo


Herkes onun saç rengine hasta o da babasının rengine. Neden benim saçım sarı keşke babam gibi siyah olsaydı diyor. Derdi dağlardan büyük:)) Saçları uzadı yine. Omuzlarına gelmişti ki geçen gün uçlarından beş parmak kestik. Uzama hızı kesinlikle benimkine çekmiş anında coşuyor.
Rüzgar için Benetton çift taraftlı montlarından çok memnunum. Denk gelirseniz mutlaka bakın.

Mont: Benetton - Jean - Sweat: H&M kids - Ayakkabı: Superga

30 Ocak 2016 Cumartesi

Yeni: Adidas SuperStar Bordo

Mavi kızımın yanına bir arkadaş lazımdı.
Günlük hayatta hiç topuklu giymeyen biri olarak;
 Adidas'ın 1969 yılından bu zamana her dönemin modasını yakalayan ve eskimeyen superstar modeli hem klasik hem spor kıyafetlerle uyması ve çook rahat oluşuyla tam benim kalemim. 

28 Ocak 2016 Perşembe

Parkalı

 
Bilgisayar başına oturacak zamanı bir bulabilsem:)
Eskiden bedenime oturan kıyafetleri giymeyi severdim,
 artık bol ve salaş duran şeyler hoşuma gidiyor.
 Günlük telaşlar için rahat parçalar her zaman favorim.

Parka: H&M - Kazak: Mango - Jean: Modagram - Ayakkabı: Shoetek - Bere: Forever New

17 Aralık 2015 Perşembe

#tbt 2

2010 kasım. İstanbul yağmur yaşken Antalya'da yazın hala devam etmesiyle ne olduğumuzu şaşırmıştık. 5 günlük gezi boyunca her gün denize girmiş, kararak İstanbul'a dönmüş ve çoook eğlenmiştik. Rivierası'nın tüm güzelliğini yaşatan, Olimpos'tan Aspendos'a kadar her yeri karış karış gezdiğimiz, coğrafyasına hayran bıraktıran bir bölge Akdeniz. Açıkcası kültür turlarının uzun sıkıcı anlatımlarla geçtiğini okumuştum bir kaç yerde ama bu destinasyon hem eğlenceli hem sulu hem de bilgilendirici dozu güzel ayarlanmış bir tur oldu. Kendi aracınızla gittiğinizde rehbersiz gezmek bu bölge için eksiklik çünkü bir sürü hikayesi var her yerin. En güzeli tur'la gitmek biz Ets ile gitmiş pek memnun kalmıştık. Irkların ülkesi anlamına gelen Pamfilya turundan blogsal 2. #tbt olsun.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Rüzgo Giydi; Siyah Beyaz

Çook uzun zaman olmuş Rüzgo'nun giydiklerini paylaşmayalı. Yazın son demlerinden çok sevdiğim bir fotoğraf bu. Az öncesinde bir sürü işler karıştırsa da fotoğraf karesinde pek masum duruyor suratı:) Giydiklerine gelirsek; Tshirt : Marks&Spencer - Şapka : NewEra  - Ayakkabılar: Superga

13 Aralık 2015 Pazar

Ne Giydim ? Tulum

Mini tulumları çok seviyorum. Trend olsun olmasın her sezon mutlaka baktığım, kendime yakıştırdığım parçalardan. Tek parça olması da bir nevi kurtarıcı oluyor ne ile kombinleyeceğinizi düşünmeden giymek avantajlı.

Tulum: Zara - Ayakkabılar: Adidas Superstar

11 Aralık 2015 Cuma

Özlem'le Kahvaltı

Bu aralar kabul günümdeyim sanırım iki günde bir mutlaka bir arkadaşımı ağırlıyorum tabii çok da severek. Salı sabah da kahvaltıya iki güzel misafirim vardı. Sadeliğini, gösterişsiz ruhunu, sakinliğini sevdiğim blogger arkadaşım Özlem'cim ve 2,5 yaş hormonlarının hakkını sonuna kadar veren oğlu Erim bizdeydi. Fotoğrafta pek belli olmasa da Rüzgar canavar, Erim canavar baya hareketli bir gün oldu. Aman ev dağılmasın, aman bir şey kırılır diye diken üstünde oturan ev sahiplerinden olmadığım için çocuklar gönüllerince kudurdu biz de oyuncaklara basmamak için seke seke dolaştık evde:P

Açıkcası evde olunca Rüzgo'da büyüdüğü için artık daha insancıl saatlerde kalktığımdan işe gider gibi erken kalkmayı unuttum. Zaten erken kalkmayı da sevmem. Okul yıllarımda uykumun ağır bastığı için kaçırdığım sınavlar çok olurdu. Ama ne yaptım erkenden  kalktım tabii :)

Canavarlardan fırsat kaldığı anlarda Erim'e yeni imaj belirledik Özlem'le. Bizden döndükten sonra kestirdi saçlarını. Erim'in zaten orjinal bir tarzı var. Özlem bol salaş şeyler seviyor oğlu için. Harem pantolonlar giydiriyor, kolyeler takıyor, Erim'in o asya & uzakdoğu görünümlü tipine de çok yakışıyor giydikleri. Yeni saçları da tarzına çook yakıştı.


10 Aralık 2015 Perşembe

Blogsal #tbt

Perşembe günlerini blogsal #tbt günü yapmak istiyorum. Bilgisayar başına arşivden bir fotoğraf bulup paylaşmak için oturdum ama anılarda kayboldum. Bazen hiç aklınızda olmadığını düşündüğünüz şeyler fotoğraflara daldığınızda, özlediğinizi iliklerinize kadar hissettiğiniz anlara dönüşmez mi? tam da böyle oldu. Benim ennn eski ve daha hiç yüz yüze görüşmemize rağmen 8 yıldır hiç bağımızın kopmadığı blog arkadaşım Ayça'cımla daha dün konuşurken tam da bundan bahsetmiştik.
Asıl konu #tbt 'ye dönersem rüzgar 13 aylık ben 28 yaşında sarışın ve küt saçlıymışım.
Saçlarımın sarılığı hariç her şeyi özledim.
 Miniğimin düşe kalka yürüdüğü aylardı ve pek masumdu şimdi pek canavar kendisi :)

bu postun şarkısı son zamanlarda 8474363 kere dinlediğim çatallı, titrek sesine hayran olduğum;
 Oscar and the Wolf 'tan You're mine olsun

30 Kasım 2015 Pazartesi

Blogsal İç Döküş

Biraz iç dökme postu olsun bu. Açıkcası 7 yıllık blog yazarıyım hiç bir şeyi keyfim istemedikten sonra yapmadım. Ben bloguma iş gözüyle bakmadım hep hobim kalsın istedim. Evet bana maddi manevi güzel dönüşler aldım ama hep benim istediğim çerçevede, yani benim şartlarıma uyan tekliflere göre hareket ettim. Sevmediğim bir şeyi seviyormuş gibi yazmadım, emin olmadığım bir şeye kefil olmadım. Biraz Hababam sınıfındaki  Mahmut hoca kafasındayım sanırım hep ideoloji ve güven üzerine yürüdüm. Hoş bir kere bile negatif dönüş almadım. Bloga yazdığım postlardan insanların beni kendine yakın bulup attığı güzin abla'ya yazar gibi akıl fikir istedikleri, sosyal medyaya/blog'a yeni başlayanların belki kimseye sormaya çekindiği çoğu sorunun muhatabı oldum ki burada insan kendine yakın bulduğu insana içini açtığını düşünürsek istediğim bağı kurduğumu düşündüm hep. Blogların en popüler olduğu zamanda blogumun okunma oranı ziyaretçi sayımın deli yüksek olduğu dönemlerde dahi her gün onlarca kez gelen reklam tekliflerini vs. hiç bir şeyi kabul etmedim, hobimden çıkıp sorumluluğum olmasın diye.

Çıkar ilişkileri kurmadım aman oradan bana bir kapı açılır şununla aramı iyi tutayım diye düşünmedim. Normal hayatımda beni tanıyanların bileceği üzere dünyanın sayılı hırssız insanlarından biriyim. Umrumda olmaz her şeyin en iyisi/ en güzeli/ en başarılı/ en en eni olmak. Kafamın rahat olduğu, huzurlu olduğum yer/an/zamandır benim için kıymetli olan.

Oğluma açtığım ig hesabından kendime asla trafik sağlamadım. Ne kendimi, ne blogumu asla ön plana çıkarmadım. Rüzgo'nun ışık hızıyla yayılan popüleritisi karşısında hep aynı tavırdaydım her şey balon, bu app gider başka app gelir bütün fenomenlik biter. Aman artık bana onun like'ı olmasa da olur deyip eskiden tanıyıp sevdiğim ya da orada yeni tanıyıp sevdiğim insanlara takipçi yükseldikçe yok gibi davranmadım aksine bizimle yola başlayıp her zaman destek oldular diye daha da çok sahip çıktım. Acayip vefalı bir insanım zaten, bana her hangi bir pozitif davranışı yapan unutur ben unutmam pireyi deve yapar büyütür büyütürüm gözümde iyi anlamda.


Blogdan, sosyal medya'dan çok sevdiğim görüştüğüm, çok eğlendiğim insanlar dahil çok samimiyet tez ayrılıktır fikrini 20'li yaşlarımın başında tecrübe ettiğimden olsa gerek kimseyle çok samimi olmadım ki bilinçli tercihimdir. Sosyal medya'da biriyle takipleşmiyor olmak onu tanımadığınız sohbet etmediğiniz anlamına gelmez. Herkesle aram iyidir. Yenileri çok bilmiyorum ama bloglarda eski herkesi tanırım, gözlemlerim kuvvetlidir %99'u çıkar. Bunca zamandır hiç kimseyle kötü olmadım, kimsenin arkasından konuşmadım, bana anlatılan ki; çok sır bilirim sağ olsunlar yakın bulup paylaşırlar, kurulan güvene karşın minicik en önemsiz detayı bile kimseye anlatmadım. Ki; günümüzde milletin çıkarları uğruna mıç mıç olup, dakikada bir görüştüğü, kötü olunca bütün ipini pazara çıkardığı insanları düşünürsek bu övünülecek bir davranış. İyi an insanı olmadım,  bu yüzden sanırım arkadaşlıklarım sık görüşmeye dayalı değil içtenliğimi bilen/bildiğim insanlarla uzun aralıklarla görüşsek bile çok sevmeye dayalı oldu.

Bir de herkesi çok severim durumum yoktur. Herkesin herkesi çok sevdiğine de inanmam. Bence doğaya aykırı. Binlerce karakter var nasıl hepsi çok sevilir çok yakın olunur ki. Doğal olan insanın sevdiği sevmediği insanların olmasıdır. Öteki türlüsü bana yapmacık gelir.

Yeni şeyler öğrenmeye, kendimi geliştirmeye, birinin bana katacağı bambaşka bakış açılarına çok açığımdır. Hemcins gücüne çok inanırım.Fırlamalıklara, paslaşarak ilerlemeye, el ele yürüme gücüne de. Egosal, hırssal, yarıştırılan hayatlar, üstünlük sağlamaya çalışan insanlardan hep uzak durmuşumdur.

Yani diyeceğim ben keyif insanıyım, popülerite, para, güç, takipçi vs bunlar komik ve çok balon işler. Umrumda olmaz. Kaldı ki benim gibi hisseden değişmeyen, şu an ki popüleritesine göre başından beri aynı kalan bir çok insan tanıyorum. İsim isim say desen iki elin parmaklarını geçer benim gördüklerim, mutluyum bu anlamda manevi doyumu sağlamış doğru insanlarla birlikte aynı anda bloga başlayıp, karşılaştığım ve aynı yolda yürüdüğüm için. Ufaktan bloga geri dönüşlerdeyim daha sık yazmaya çalışacağım.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Bukoli Lansmanı, Bukoli Nedir? Güvenilir mi?

Geçtiğimiz haftalarda katıldığım çook eğlenceli bir lansman'dan bahsetmek istiyorum size. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılan Bukoli lansmanı hem mideye, hem eğlenceye hem de hayatımızın artık vazgeçilmezi olan internet'ten alışverişe bambaşka bir soluk getirdi.
Ayhan Sicimoğlu'nun all star Latin müziklerini dinlerken yerimizde duramadık. Çok dans ettik. Twitter adresimden videoyu izlerseniz bana hak verirsiniz:)
 Bizi bu kadar eğlendiren lansmandaki gündem konumuz Nedir Bukoli derseniz kısaca şöyle anlatayım; internet alışverişlerinde yaşanan teslimat sorunlarına çözüm bulmak için geliştirilmiş esnek ve güvenilir bir teslimat modeli. Evde kargo bekleme derdine son veren, bulunduğunuz semtteki bakkalı, manavı da içine alan kazan/kazan modeli denilen sistemle hem esnafa ek gelir sağlayan hem de bize en yakın kargo şirketi neredeydi stresi yaşatmadan pıt diye kargomuza bakkal amca'dan ulaşma kolaylığı sağlayan ballı kaymaklı bir sistem.

Bukoli'ye güvenilir mi ? derseniz arkasında Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden 60 yıllık Borusan Holding'in olduğunu söylemem yeterli gelir sanırım.

Unutmadan kargo iadelerinde de yine teslim aldığınız esnafa iade ediyor günü geçmeden ürününüzü elden çıkarmış oluyorsunuz. Üşenip kargoya teslim edilemeden elde kalan ürün derdi de bitmiş oluyor:)

23 Ekim 2015 Cuma

Cookie Shot Tarifi ve Yapımı - Cookie Shot Diy

Her dönemin popüler bir tarifi oluyor, şu sıralar da Cookie Shot'lar dünyada pek moda. Biraz numaralı bir kurabiye bu. Seviyoruz böyle atraksiyonu olan sunumları. İçi çikolata dolgulu kurabiye bardaklarını Pinterest'te uzun zamandır görüyordum. İstanbul'da da bir çok şık mekan menülerine ekledi bu minik cookie shot'ları. Ben de kolları sıvayıp kendim yapmaya karar verdim. Yalnız bu kurabiye hamuru Cookie shot'a özel kalın formlu olunca güzel oluyor, standart kurabiye formu için sert kalır aklınızda olsun. Tarifim şöyle;
Malzemeler:
125 gr tereyağ,
1 çay bardağı şeker,
yarım çağ bardağı esmer şeker,
1 yumurta,
1 tatlı kaşığı kabartma tozu,
1 paket vanilya,
1 fiske tuz,
1 bardak damla çikolata ya da 200 gr kuvertür çikolata
Aldığı kadar un
İç Dolgusu için
80 gr çikolata
 Ön hazırlık
 Biraz oyuncaklı bir kurabiye tarifi bu:)

6 adet havlu kağıt rulosu,
 Alüminyum folyo,
6 adet mantar tıpa ya da 6 adet elma dilim kesilmiş patates

Kurabiyenin shot bardak formunda olması için havlu kağıt rulosu istenilen incelikte kesilip bantlandıktan sonra alüminyum folyo ile kaplanır. Rulonun iç kısmı mutlaka yağlanır. Mantar tıpa ya da patetesleri elma dilimi şeklinde kesip, keskin kısımları yumuşatarak folyoyla hiç bir yeri açıkta kalmayacak şekilde sarılır. Ve mutlaka folyonun dış kısmı yağlanır.
Cookie Shot Kurabiye Tarifi: Oda sıcaklığındaki tereyağ ile şeker birbirine karıştırıldıktan sonra diğer malzemeler eklenir. Ele yapışmayan kulak memesi kıvamında hamur elde edildikten sonra çikolata eklenir. Çikolata parçalarının hamurun her yerine eşit dağıldığından emin olduktan sonra ön hazırlık aşamasındaki; İçleri iyice yağlanan folyoya sarılmış ruloların içine hamur oturtulup dibi kalın bırakılacak şekilde rulo içine sabitlenir. Kurabiyeler pişerken kabarıp bardak formu bozulmasın diye folyo'ya sarılmış patetesler kurabiyelerin içlerine bırakılır. 180' de kontrollü olarak 15 dakika üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir. Bu verdiğim ölçüde 6 adetten fazla Cookie Shot kurabiye hamuru çıkıyor. Ben kalanı ceviz büyüklüğünde yuvarlak boyutta aralıklı olarak başka bir tepside pişirdim. Soğuyan kurabiyeler benmari usulü eritilmiş çikolataya batırılarak hem ağız kısmı hem de içi iyice çikolata olacak şekilde kaplanır. 

Not: Cookie Shot'ları tamamen buz gibi olmadan asla rulo kağıttan çıkarmaya çalışmayın, kırılır.
Servis önerisi olarak gerçek bir shot bardak içine koyduğunuz sütten cookie shot'ımıza da ekleyerek çikotalata ve sütün bir araya geldiğindeki lezzeti artırıp sunumu daha da güzelleştirebilirsiniz. 
Ev yapımı Chocolate Chip Cookie Shot Glasses'ımız hazır!
Afiyet olsun:)